Ana içeriğe atla

ÖNCE BİR BENİ TANIYIN :)


Hayatı ve yaşadıklarını anlamaya çalışan biri... Biraz şair ruhlu, biraz minik filozof, biraz çocuk, biraz da yaşlı biri...



Özgeçmiş İsterseniz, buyurun: 😊

1981 yılında İstanbul’da doğan Fulya, Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden 2007 yılında mezun oldu. Ortaokul yıllarından başlayan felsefe, psikoloji, sosyoloji ve sanat tutkusu her yıl artarak devam etti. Lisans tezini “90 Sonrası Türkiye’de Şiirin Popülerleşmesi” adlı çalışmasıyla verdi ve bu çalışma, “Koridor” ve “Lacivert” dergilerinde yayınlandı. Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği “Çağdaş Sanatlar Sosyolojisi” programının sertifikasını aldı. 2004 yılından itibaren 5 yıl boyunca, Şair Çıkmazı adlı edebiyat dergisinde şiirleri yayınlandı ve aynı dönemde, derginin Eskişehir temsilciliğini yaptı. Mezun olduktan sonra, iki yıl dershanelerde, rehberlik ve felsefe grubu öğretmeni olarak görev yaptı. 2011 yılında Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde öğrencilere “İnsan ve Toplum Bilimi” dersi verdi. 2011 yılında Dumlupınar Üniversitesi'nde Sosyoloji Anabilim Dalında Yüksek Lisans öğrenimini bitirdi. Master tezi olan “Çocukluk, Oyun ve Oyuncak: Sosyo-kültürel Bir Analiz” adlı çalışması, 2012’de İkinci Adam Yayınları tarafından yayınlandı. 3 yıl önce Empatika Çocuk Doğa, Sanat, Bilim ve Felsefe Atölyesi'ni kurdu. Bu atölye ile Türkiye'de ilk kez dört anadalı çocuklar için bir araya getiren kurum açılmış oldu. Şu an bir yandan çocukların doğa, sanat, felsefe ve öykü atölyelerinin moderatörlüğünü yapmakta, bir yandan da doktora öğrencisi (felsefe) olarak eğitim hayatına devam etmekte... Evli ve bir sürü çocukla mutlu... 😊 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

koronodankalan

Dünyada milyonlarca insan açlıktan öldü, doğal yaşam katliamları oldu hiç korkmadık... Doğal tarım bitti; naylon sebze meyve yedik, hiç korkmadık. Küresel ısınma, iklim değişikliği dediler, hiç korkmadık. Onlarca hayatımızı ve dünyamızı tehdit eden şey oldu ama biz hiç korkmadık!... Korkmadık çünkü "nasıl olsa bana dokunmaz" dedik, "benimle ilgisi yok" dedik. Ötekinindi hep bu sorunlar... Dünya benim, senin değildi; orada öylece duran bir yerdi sanki... Ya da "öyleyse de ben böyle yaparım, o n'aparsa yapsın" dedik. Ne de olsa eşit değildik; herkes ulaşabildiği kaynaklar kadar yaşar giderdi işte... Çin'deki minicik bir virüsün, tüm dünyaya yayılması belki bi  düşündürür bize hepimizin aynı dünyanın canlıları olduğumuzu; hepimizin birbirini nasıl da etkileyebildiğini; sen burada kanat çırparken diğer kıtada kuşların ölebildiğini... Ölüm oranı bu kadar düşük olmasına rağmen bu virüsten korkuyoruz; çünkü sen-öteki dinlemiyor hızla yayılıyor, dün...

ÇOCUKLAR İÇİN FELSEFE / ÇOCUKLARLA FELSEFE

Çocuklar için Felsefe (P4C), 2007 yılında UNESCO tarafından onaylanmış, dünya çapında uygulanmaya başlanmış bir yaklaşım ve eğitim pratiğidir. Çocukların düşünme ve sorgulama yeteneklerini geliştiren Çocuklar İçin Felsefe’nin temelleri, 1970’lerde Prof. Matthew Lipman tarafından ABD’de atıldı. Bugün dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaşmış olmakla birlikte, ülkemizde de üniversiteler, dernekler, okullar, çeşitli merkezler ve eğitmenler tarafından desteklenmekte ve yürütülmektedir. “Felsefe” ile “çocuk” sözcüklerini bir arada duymak sizi şaşırtabilir; hatta çocuklar felsefe yapamaz ki, diyebilirsiniz. Ancak Çocuklar İçin Felsefe, bir felsefe tarihi öğretme alanı değildir. Çocukların hepsinde var olan “merak etme ve sorgulama” yetilerini açığa çıkarmakta yardımcı olan bu yöntem, çocuklara sorgulamayı, dinlemeyi, anlamayı, düşünmeyi ve düşünce üretmeyi öğretir. Düşünme becerilerini geliştirdiği, hatta okul başarı düzeylerini arttırdığı çalışmalarla kanıtlanmış bu yöntemin amaçları ...

ÇOCUKLAR İÇİN FELSEFE: "MERAK EDİYORUM O HALDE VARIM!"

“Felsefe” sözcüğü, Yunancada   “bilgelik sevgisi” anlamına gelir.   Eski Yunanlıların da söyledikleri gibi felsefe, “merak”la başlar.   Merak ise, en çok "çocukken" var olan bir duygudur. Bu yüzden belki, Zamyatın'in dediği gibi "Çocuklar en gözü pek filozoflardır. Ve gözü pek filozoflar da kaçınılmaz olarak çocuk kalırlar. Evet, tıpkı çocuklar gibi durmadan soru sorarlar." Aslında felsefe yapmak, hep biraz çocuk kalmaktır... Merak duygumuz, özellikle çocukluk döneminde yoğundur; çünkü hayatı, çevremizde olup bitenleri, gördüklerimizi, duyduklarımızı ve daha milyonlarca şeyi anlamak istediğimiz, bilmek istediğimiz bir süreçte hissederiz kendimizi.    Bu nedenle, aslında çocuklar, felsefenin temel taşı olan “merak”ı hep ceplerinde taşırlar.   Taşıdıkları bu taşların ne kadar değerli olduğunu, onlara neler katabileceğini bilmeden… İşte Çocuklarla Felsefe / Çocuklar İçin Felsefe, çocukların merakları ve düşünceleri için özgür bir ortam yaratarak onlara...