Hayatı, sahip olduklarımıza rağmen neden bu kadar zorlaştırıyoruz? ... Sahip olmak ile kastedilen ise, aslında hiçbir şeye sahip olmamak aynı zamanda... Çünkü sadece nesnelere sahip olabilir insan; o da sahiplik ise tabii... Hayatımıza kattıklarımız demek daha doğru olur... Ya da etkileşime girip içine dokunduğumuz dünya, o minik dünyamız da desem olur... Duygu dünyamız, desem de... Dün bir animasyon filmi izledim; neşe ve üzüntü olmadan yasam anlamsız... Duygularımızın nasıl dunyalarimizi kurduğunu, nasıl kişilik adalarımızı oluşturup bizi biz yaptığını anımsadım tekrar bu animasyon film sayesinde... Belki de tam da gereken zamanda gereken uyarıyı yapmak için izlenmişti... Yaşam sevincin öldüğü zaman, sevincini paylaşamadigin zaman veya üzüntülerini paylaşamadigin ya da en basiti ağlayamadığın zaman aslında en kötü zamanlardasın; hüzünlü ya da sıkıntılı olduğun zaman değil... TersYüz adlı bu animasyon filminin bana yeniden hatırlattığı çok şey oldu; animasyon deyip geçmem...