Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

su hiç bu kadar susamamıstı

27.11.2016 Beni suya yazın... Suyun gelgit'ine... Dalgaların sesine... Köpük köpük taşlara vuruşuna yazın... Suyun, gökyüzüyle hiç birleşemedigi o yere yazın beni... Çizginin tam üzerine... Hayatın teğet geçtiği yere... Akşam üzeri, güneşin batmaya yakın zamanında suya yazın beni... Ay vakti geldiğinde, yakamoza yazın... Işıldayan suya... İzlendiginde nameler yapan su kımıldanışlarına... Sabahın ilk ışıklarının suya vurduğu zamana yazın beni... Ama en çok da dağların denize uzandığı yere yazın... Dağ kokan sulara yazın beni... Bir buzul gölüne mesela ya da iki dağ arasından coşkuyla akan dereye... Beni suya yazın... Ne silinebilen ne buruşturulup bir tarafa atılabilen ne de zaten yazilamayan sulara...

şiir

18.12.2016 İçe eriyen bir mum gibiydi gece Söyledikleri hep kendi içine Yanarak tutuştu ay Bu iki bilinmeyenli denklemde; Birini bulunca diğeri bulunan Ve sonucu hep kendi olan... İçine eriyen mumdu sigaramı çeken İçime giren dumandı kalemimi yazan Havasız duman sahası yeryüzü Kimin nefes aldığı bilinmeyen; Birini bulunca diğeri bulunamayan Ve sonucu hep yok olan... Varolandan hiçliğe Hiclikten varolana Garip bir yolculuk bu En sonunda başına bir mum yakılan...

Hani hepimiz insandık sadece?!

Korku toplumlarının kaderi: "Korku ve sinmişlik"le ancak daha kötüsü başa gelir. Geliyor, gelecektir... Daha iyi günler olacak, sanıyorsak yanılıyoruz. Korku, korkuyu yaratmaktan başka bir işe yaramaz çünkü... Yaratılmak istenen korkuya direnin, çekilmeyin, sözünüzü esirgemeyin... Kardeşçe, insanca yaşamanın çekinilecek bir tarafı yok!  Hele bugün yaşamadıktan sonra yarın, "bugün de ölmedik" demenin bi anlamı yok! Hani hepimiz insandık, hepimizin farklılıkları vardı, biri öyleydi, biri şöyle, ne fark ederdi, insandık... Komşumuz tuz istemeye gelirdi, biz sadece tuz verirdik; sorar mıydık bu kimdir, necidir, napar diye... Yan mahallede rumlar, ermeniler, öbür tarafta lazlar çerkezler, öte yanda kürtler vardı, ne fark ederdi; aynı sokakta topumuzu paylaşırdık; sorar mıydık sen kimsin ona göre top veririm diye... Seversek severdik, sevmezsek sevmezdik... Ama kimse "her kim" olduğu için değil "insan" olduğu için orada değil miydi ? Hepsi farklıy...